Röportaj: Çiğdem Anad - Hülya Gülbahar

Röportaj: Hülya Gülbahar

ONEPIC Haber Uncategorized 11

KADIN HAKLARI SAVUNUCUSU AVUKAT HÜLYA GÜLBAHAR İLE ÇİĞDEM ANAD’IN RÖPORTAJI.

KADINLARA ŞİDDET UYGULAYAN ERKEKLER SON AF YASASIYLA SERBEST BIRAKILDI.

ÇİGDEM ANAD; Son infaz yasasından, af yasasından kadına ve çocuğa şiddet uygulayan, yaralayan mahkumlar yararlandı mı? Çelişkili açıklamalar yapıldı.

HÜLYA GÜLBAHAR; Maalesef yararlandılar. Şöyle örnek vereyim. Aydın’da Zeliha 2014’de boşandığı kocası hakkında şiddet uyguladığı gerekçesiyle 100 adet şikayette bulunmuş. Bu af yasasıyla bu adam serbest kaldı. Zeliha’nın sesini kimse duymuyor; “adam kapıma dayanacak, öldürecek beni” diyor. Şu anda ne oluyor bilmiyoruz. Bir de korona nedeniyle açık cezaevine gitmeye hak kazananlar izinli sayılıyor. Yani kadınlara, çocuklara şiddet uygulayan adamlar serbest bırakıldı. Ayrıca kadın cinayeti mahkumu açık cezaevinden korona nedeniyle izinli sayıldı ve dışarıya çıktı ya, diyelim ki cezaevine geri dönmedi. Hiç bir yaptırımı yok. Salgın hastalık nedeniyle geri dönmeme hakkı tanıdı bu kanun.

ÇİGDEM ANAD; Bir yandan kadınları erkek şiddetinden korumak için yasal düzenlemeler yapıldı, bir yandan bu yasalar uygulanmıyor, öyle mi?

HÜLYA GÜLBAHAR; Biliyor musunuz; şiddete uğrayan kadınların yaklaşık yüzde 90’ı hala devlet kurumlarına başvurmuyor. Çünkü görüyorlar; ceplerinde koruma kararı olan kadınlar bile öldürülüyor. Bir işe yaramıyor koruma kararı. Koruma kararı dediğiniz şey; sen cebinden polisin yevmiyesini ödeyeceksin ki, polis seninle dolaşacak. Hangi kadın ödeyebilecek? Diğer koruma kararı kağıt üzerinde yazılan karakolun telefon numarasından ibaret. Bu şekilde cebinde koruma kararıyla öldürülüyor kadınlar. Bu nedenle erkeği daha fazla öfkelendirmekten korkan kadın devlet kurumlarına başvurmuyor. Bakın; şiddet erkeğin öfke problemi değildir. Erkek iş yerinde patronundan her türlü eziyeti görüyor, ağzını açmıyor ama eşi çayı bir dakika geç koysa kadına vurabiliyor. Devlet kurumlarının yasaları uygulaması gerekiyor.

KORONA GÜNLERİNDE HİÇ BİR SIĞINAK KADINLARI KABUL ETMİYOR, HEPSİ DOLU.

ŞİDDETE MARUZ KALAN KADINLARIN YÜZDE DOKSANI DEVLET KURUMLARINA BAŞVURMUYOR, DEVLETİN KORUYUCULUĞUNA İNANMIYOR.

NAFAKA KARŞITI KAMPANYA SÜRÜYOR. KÜRTAJ FİİLEN ENGELLENİYOR.

ÇİGDEM ANAD; Devlet ne yapabilir?

HÜLYA GÜLBAHAR; Gerçekten istenirse çok şey yapılır. Örneğin; nüfusu 100 bini geçen belediyelerin sığınak açması gerekiyor. Herhangi bir belediyenin sığınak açtığı yok. 2018 yılı itibarıyla belediyelerin açtığı toplam sığınak sayısı 32 tane. Kapasitesi 725 kadın. Kamuya ait 110 sığınak var, 2692 kapasiteli. Korona günlerinde hiç bir sığınak kadınları kabul etmiyor. Hepsi dolu. Kadınların gidecek yeri yok. İstanbul sözleşmesi imzalandı, toplumsal cinsiyet eşitliğini sözde tanıdık değil mi! Toplumsal cinsiyet eşitliğinden bahsetmek işten atılma, mobinge maruz kalma, bir takım kamusal süreçlerin dışına atılma nedenin oluyor. Bakar mısınız. Milli Eğitim bakanlığının 11. 12. sınıf ders kitaplarında Muhammed’in hayatı anlatılırken; “erkeğe itaat ibadettir” diyor. Diyanet sosyal medya kampanyası yapıyor. Özünde ne diyor; erkek ne yaparsa yapsın, kadın saygısızlık etmeyecek, erkeğe hizmet ve itaat edecek. Anlayış bu olunca yasalar kağıt üzerinde kalıyor.
Devlet dediğiniz şey; Türkiye açısından örgütlenmiş erkekler topluluğu. Kadınların ve çocukların mülkiyetinin, yönetiminin erkeklerde olduğunu iddia eden, kadınların erkeklere göre zayıf bir cins olduğunu iddia eden bir siyasal iktidarla karşı karşıyayız. Şimdi nafaka karşıtı kampanya ile karşı karşıyayız. Şu anda zaten boşanan kadına nafaka ödenmesine karşı çıkan kesimlerin yarıdan fazlası aslında zaten boşandığı kadına nafaka ödemeyen erkekler. Diğer yandan örneğin;Kürtaj yasası değiştirilemiyorsa fiili olarak kürtaj yapan bir hastane bırakmayıp, fiilen yasak uygulanıyor. Kürtaja neden olacak ilaçlar bile yasaklandı.

ÇİGDEM ANAD; Bir yandan da tecavüze uğrayan kız çocuklarının tecavüz eden kişiyle evlendirilmesi karşılığında ceza almaması için ısrarla yasal düzenleme yapılmak isteniyor. Bu kız çocuklarına aslında ömür boyu eziyet edecek bir uygulama. Kimler, neden bu kadar ısrarcı bu konuda?

HÜLYA GÜLBAHAR; Bu tartıştığımız çocuk cinsel istismarcılarına af meselesi TCK da büyük mücadele verdiğimiz tecavüzcüyle evlendirme ve çocuklarda cinsel ilişki yaşı ve medeni kanundaki evlilik yaşı. Bu üçünün iç içe geçtiği bir düzenleme. Maalesef karşımızdaki erkekler topluluğu hala 9, 10, 11 yaşındaki kız çocuklarıyla seks yapabileceklerini, evlilik adı altında sürekli onlara tecavüz edebileceklerini düşünüyorlar ve bunu savunuyorlar. Biz de buna itiraz ediyoruz.

ÇİGDEM ANAD; Muhafazakar feministler de buna karşı çıkıyor. Bütün kesimlerden gelen feminist kadınlar erkek egemenliğine karşı birarada dayanışma içinde görünüyor. Kadınların dayanışması tehdit sayılıyor mu?

HÜLYA GÜLBAHAR; Kadınların birlikte hareket etmesi her zaman tehdit görülüyor. Kadınların yüzde 86’sı kadın örgütlerine güveniyor, yüzde 52’si kadın örgütlerine girip, çalışmak istiyor. ” kadın kadının kurdudur lafını, kadın kadının yurdudur” lafına çevirmeyi başarabildik.

Avatar

Written by

Check Also
Röportaj: Çiğdem Anad - Hülya Gülbahar
Röportaj-Video: Hülya Gülbahar
[embed]https://youtu.be/3k5A33NYhrw[/embed]